Öz saygı mı özsaygı mı ?

Sude

Global Mod
Global Mod
Özsaygı mı, Öz Saygı mı?

Bazen, bir kelimenin doğru yazımı bile büyük anlam farklarına yol açabilir. Ancak, “özsaygı” ya da “öz saygı” meselesi, yazım hatasından daha fazlasını ifade eder. Bu kavram, her bireyin kendine duyduğu saygıyı tanımlarken, toplumsal faktörler, sınıf farklılıkları ve cinsiyet normlarıyla şekillenen bir düşünce biçimini de içinde barındırır. Özsaygıyı, bireysel bir başarı ya da değer duygusundan öte, sosyal yapıların, cinsiyet rollerinin ve kültürel normların etkisiyle inşa edilen bir kavram olarak ele almak çok daha anlamlıdır.

Sosyal Yapıların Etkisi: Toplumsal Cinsiyet, Irk ve Sınıf

Özsaygı, kişisel bir algıdan çok daha fazlasıdır; toplumsal bir yapının yansımasıdır. Toplum, bireylerin özsaygılarını, hangi kategoriler içinde şekillendirdiğine ve bu kategorilere atanan değerlerin ne olduğuna göre belirler. Cinsiyet, ırk ve sınıf, bir kişinin kendine duyduğu saygının şekillenmesinde merkezi bir rol oynar.

Kadınlar için toplumsal normlar, bazen özsaygıyı ve kendine güveni ciddi şekilde kısıtlayan unsurlar içerir. Özsaygı, çoğu zaman “görünüşe” ve “toplumun beklediği kadın olma biçimine” dayalı bir değerlendirme olarak şekillenir. Toplum, kadınlardan zarif, sevimli ve “doğal” olarak kabul edilen kalıplara uymalarını bekler. Toplumsal cinsiyet normları ve medya temsilleri, bu baskıları sürekli olarak pekiştirir. Ancak, her kadının deneyimi farklıdır. Kadınların çeşitli deneyimleri, bireysel özsaygı anlayışlarına yansısa da, çoğu zaman bu normlar ve toplumsal yapılar, onları özsaygılarından ödün vermeye zorlar.

Örneğin, düşük gelirli kadınlar, toplumda genellikle değerli görülmeyen ve sıklıkla küçümsenen bir sınıfa dahildir. Bu durum, kadınların özsaygılarını daha da zayıflatabilir. Aynı şekilde, ırkçı kalıp yargılarla karşılaşan siyah ya da diğer ırklardan gelen kadınlar, sadece toplumsal normlardan değil, aynı zamanda ırkçılığın derinlemesine işlemiş olduğu toplumsal yapılarla da mücadele ederler. Araştırmalar, ırkçılığın, özsaygıyı zedeleyen, kendini küçümseme ve aşağılık kompleksi yaratma üzerinde büyük etkisi olduğunu göstermektedir (Sue et al., 2007).

Erkekler için ise özsaygı genellikle toplumun onlardan beklediği güçlü, dominant, duygularını saklayan ve “başarı” odaklı olmaları gereken bir rol çerçevesinde şekillenir. Toplumsal normlar, erkeklerin duygusal zayıflıklarını gizlemelerini ve sürekli olarak “başarılı” olmalarını bekler. Bu baskı, erkeklerin psikolojik sağlıklarını etkileyebilir ve gerçek duygularını dışa vurmakta zorlanmalarına neden olabilir. Ancak, çözüm odaklı bir bakış açısıyla, erkeklerin de toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamaları ve duygusal açıdan daha sağlıklı yollar aramaları gerektiği vurgulanmalıdır.

Özsaygıyı yalnızca toplumsal baskılar çerçevesinde değil, aynı zamanda toplumsal sınıfın etkileri üzerinden de incelemek önemlidir. Düşük gelirli bireylerin yaşadığı toplumsal dışlanmışlık, özsaygıyı zedeleyen önemli faktörlerden biridir. Ekonomik eşitsizlikler, bireylerin kendilerini toplumda nasıl gördükleri ve değerli hissettikleri konusunda büyük farklar yaratır. Yoksulluk, eğitim eksiklikleri ve ekonomik güvencesizlik, özsaygıyı olumsuz etkileyebilir.

Kadınların ve Erkeklerin Empatik ve Çözüm Odaklı Yaklaşımları

Kadınlar, toplumsal yapılar içinde sıkça empatik bir bakış açısı geliştirme eğilimindedirler. Bu empati, toplumsal baskıların ve eşitsizliklerin farkına varmayı ve başkalarının deneyimlerini anlamayı içerir. Kadınlar, toplumsal normların onlara dayattığı birçok zorluğa karşı içsel bir direncin yanı sıra başkalarına yardım etmeyi de önemseyebilirler. Bununla birlikte, empatik bakış açısı her kadının deneyiminde aynı şekilde işlemez. Her kadının toplumdaki yeri ve karşılaştığı zorluklar farklıdır. Örneğin, ekonomik olarak daha bağımsız bir kadın, özsaygısını belirleyen unsurlar arasında farklı bir yer tutarken, başkalarına empati duygusu daha baskın olabilir.

Erkekler ise genellikle çözüm odaklı bir yaklaşımı benimserler. Ancak, toplumsal baskılar yüzünden duygusal zayıflıklarını ifade etmekte zorlanabilirler ve bu da onların özsaygılarını etkileyebilir. Kadınlar, toplumsal normlara karşı gelen empatik bir duruş sergileyebilirken, erkeklerin de toplumsal cinsiyet normlarını sorgulamaları ve “güçlü olma” baskısına karşı durmaları gerekmektedir.

Erkekler, çözüm odaklı bir yaklaşım geliştirebilirler; ancak bunun, duygusal doğruluk ve toplumsal eşitlikten bağımsız bir çözüm olamayacağı vurgulanmalıdır. Çözüm odaklı yaklaşım, bazen yalnızca problemlerin üstesinden gelmek için geçici bir çözüm sunmakla kalır, derin toplumsal yapıların etkilerini görmezden gelebilir. Erkeklerin de özsaygılarını geliştirebilmeleri için toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamaları ve duygusal farkındalıklarını artırmaları önemlidir.

Toplumsal Normların Sınırlarını Aşmak: Özsaygının Geleceği

Özsaygı, her bireyin içinde bulunduğu toplumsal yapıların etkisiyle şekillenen bir kavramdır. Toplumsal normların, sınıf farklarının ve cinsiyet eşitsizliklerinin özsaygıyı nasıl etkilediğini anlamak, daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir toplum yaratmanın ilk adımıdır. Kadınların ve erkeklerin toplumsal baskılara karşı durmaları ve kişisel değerlerini toplumun dayattığı normlara göre değil, kendi içsel inançlarına göre belirlemeleri gerekmektedir.

Ancak bu değişim, yalnızca bireysel bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm gerektiriyor. Peki, toplumsal yapıları değiştirmek için ne gibi adımlar atılabilir? Bireysel özsaygının, toplumsal normlara karşı nasıl güçlendirilebileceği üzerine neler yapılabilir?

Toplumsal cinsiyet eşitliği, sınıf farklarının kapatılması ve ırkçılıkla mücadele, yalnızca bireysel özsaygıyı artırmakla kalmaz, aynı zamanda toplumun kolektif özsaygısını da geliştirir. Bu konuda, sizce toplumsal cinsiyet normlarının ve sınıf farklılıklarının özsaygı üzerindeki etkileri nasıl aşılabilir? Bu değişim için toplumda nasıl bir bilinç oluşturulabilir?
 
Üst