Multimodal Terapi Nedir? Zihnin, Kalbin ve Davranışların Ortak Toplantısı
Geçenlerde kendimi şöyle bir düşünürken yakaladım: İnsan beyni gerçekten de dünyanın en karmaşık cihazı olabilir. Bir telefonun ayarlarını yapmak için bile bazen üç saat uğraşıyoruz, ama kendi iç dünyamızın “ayarlar menüsü”ne gelince “Ben böyleyim” deyip geçiyoruz. Oysa insan dediğimiz varlık; biraz duygu, biraz düşünce, biraz alışkanlık, biraz geçmiş deneyim, biraz da “neden bunu yaptım şimdi?” sorusundan oluşan dev bir karışım.
Tam da burada multimodal terapi devreye giriyor. Çünkü bu yaklaşım insana tek bir pencereden bakmıyor. “Sorunun düşüncelerin, hadi onları değiştirelim” demekle yetinmiyor ya da “Sadece geçmişe bakalım, çocukluk anılarını inceleyelim” diyerek bütün hikâyeyi tek bir bölüme sıkıştırmıyor. İnsan hayatının bir film olduğunu ve bu filmin tek sahneden ibaret olmadığını kabul ediyor.
Bazen insanın problemi kafasının içinde dönen düşünceler değildir; bazen uykusuzluk, bazen ilişkiler, bazen bedensel gerginlik, bazen de yıllardır taşınan bir korkudur. Multimodal terapi, işte bu farklı parçaları aynı masaya oturtmaya çalışır. Vikipedi+1
İnsanı Tek Bir Etiketle Açıklamaya Çalışmayan Yaklaşım
Psikolojide bazen insanları tek bir kelimeyle tanımlama eğilimi olur: “Kaygılı”, “mükemmeliyetçi”, “içe dönük”, “öfkelı”… Fakat gerçek hayatta hiçbirimiz sadece bir sıfattan ibaret değiliz.
Sabah toplantısında oldukça kontrollü davranan bir kişi, akşam evde sevdiği bir insanla tartışırken bambaşka biri olabilir. Kalabalık içinde çok sosyal görünen biri, kendi odasında yoğun yalnızlık hissedebilir. Başarılı bir iş insanı, kendi değerini sorgulayan düşüncelerle mücadele edebilir.
Multimodal terapi, psikolog Arnold Lazarus tarafından geliştirilen ve insanı farklı boyutlarıyla değerlendiren bir terapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda kişinin yedi temel alanı incelenir. Bunlar BASIC I.D. olarak bilinir:
B – Behavior (Davranış): Kişi ne yapıyor? Hangi alışkanlıkları var? Hangi davranışlar hayatını zorlaştırıyor?
A – Affect (Duygu): Hangi duyguları yaşıyor? Öfke, korku, üzüntü veya suçluluk nasıl ortaya çıkıyor?
S – Sensation (Duyum): Bedende neler oluyor? Kalp çarpıntısı, kas gerginliği, yorgunluk gibi fiziksel deneyimler var mı?
I – Imagery (İmgeleme): Zihninde hangi görüntüler veya senaryolar dönüyor?
C – Cognition (Biliş): Kendisi, çevresi ve geleceği hakkında hangi düşüncelere sahip?
I – Interpersonal (Kişilerarası ilişkiler): İnsanlarla ilişkileri nasıl ilerliyor?
D – Drugs/Biology (Biyoloji): Bedensel durumlar, ilaç kullanımı veya biyolojik faktörler yaşamını nasıl etkiliyor?
Bu bakış açısı aslında şunu söyler: “Bir insanın sorununu anlamak istiyorsan, sadece söylediği cümleye değil, bütün hikâyesine bak.” DergiPark
Erkekler Çözüm Ararken, Kadınlar Bağ Kurarken mi? Bu Kadar Basit Değil
Toplumda sıkça duyduğumuz bir klişe vardır: Erkekler çözüm odaklıdır, kadınlar ise daha duygusal ve ilişki odaklıdır. Bu cümle bazen günlük sohbetlerde eğlenceli örneklerle kullanılsa da gerçek insanlar bundan çok daha karmaşıktır.
Multimodal terapi açısından bakıldığında önemli olan kişinin cinsiyeti değil, problemi nasıl yaşadığıdır.
Örneğin Ahmet isimli bir danışanı düşünelim. Ahmet yıllardır yoğun stres yaşayan bir mühendis olsun. Sorunlarını çözmek için sürekli listeler hazırlıyor, plan yapıyor, alternatif yollar düşünüyor. Onun güçlü tarafı stratejik düşünme becerisi olabilir. Ancak bazen hayatı bir proje yönetim tablosuna çevirdiğini fark etmeyebilir. Duygularını “çözülmesi gereken hata kodları” gibi görmeye başlayabilir.
Ayşe ise insan ilişkilerinde çok başarılı bir öğretmen olsun. Arkadaşlarının sorunlarını dinliyor, herkesin duygusunu anlamaya çalışıyor. Bu empati gücü onun büyük avantajıdır. Fakat bazen kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atıp herkesin yükünü taşıdığını fark etmeyebilir.
Buradaki mesele “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” değildir. Mesele, insanın sahip olduğu güçlü yönlerin bazen aşırı kullanıldığında zorluğa dönüşebilmesidir.
Plan yapmak harikadır ama hayat her zaman Excel tablosuna uymaz. Empati harikadır ama insan kendisini tamamen unutursa içsel yorgunluk yaşayabilir.
Multimodal terapi tam olarak bu dengeyi arar.
Bir Terapi Seansı Nasıl Bir Şeye Benzeyebilir?
Bir multimodal terapi sürecini hayal edelim.
Danışan:
“Son zamanlarda sürekli kaygılıyım.”
Klasik bir yaklaşım burada farklı yollar izleyebilir. Multimodal yaklaşım ise daha geniş sorular sorabilir:
“Kaygı geldiğinde ne yapıyorsunuz?”
“Vücudunuzda nerede hissediyorsunuz?”
“Aklınızdan hangi düşünceler geçiyor?”
“Bu durum ilişkilerinizi nasıl etkiliyor?”
“Geçmişte benzer bir his yaşadınız mı?”
“Bu kaygıyı bir görüntü olarak hayal etseniz nasıl görünürdü?”
Yani kaygı sadece zihinsel bir olay olarak değil; davranış, duygu, beden, düşünce ve ilişkiler bütünü olarak ele alınır.
Mesela biri sürekli başarısız olmaktan korkuyorsa mesele sadece “olumsuz düşünce” olmayabilir. Belki çocukluğunda sürekli eleştirilmiştir. Belki bedeni stres altında alarm vermektedir. Belki insanlarla yakın ilişkiler kurarken reddedilmekten korkmaktadır.
Tek bir kapıyı açmak bazen bütün evi göstermez.
Multimodal Terapinin En Eğlenceli Tarafı: İçimizdeki Kalabalık Ekip
Bazen insan kendi içinde küçük bir ekip toplantısı yaşıyor gibidir.
Bir yanımız:
“Bugün erken yatmalıyız.”
Diğer yanımız:
“Bir bölüm daha dizi izleyelim.”
Başka bir yanımız:
“Hayır, artık hayatımızı düzene sokmalıyız.”
Ve içimizdeki küçük isyancı:
“Önce kahve içelim, sonra düşünürüz.”
Multimodal terapi aslında bu iç ekip üyelerinin hepsini dinlemeye çalışır. Çünkü insanın bir parçasını susturmak yerine onu anlamak çoğu zaman daha kalıcı değişimler sağlar.
Duygular düşman değildir. Davranışlar da rastgele ortaya çıkmaz. Çoğu zaman kişinin yaptığı şeylerin arkasında bir ihtiyaç, bir korku veya öğrenilmiş bir yöntem vardır.
Hangi Durumlarda Kullanılabilir?
Multimodal terapi; kaygı, depresif duygular, stres, ilişki problemleri, davranış değişikliği gerektiren durumlar ve kişinin kendisini daha iyi anlamak istediği süreçlerde kullanılabilir. Yaklaşımın önemli özelliği, tek bir tekniğe bağlı kalmak yerine kişinin ihtiyacına göre farklı yöntemleri bir araya getirmesidir. Verywell Mind+1
Örneğin bir kişi için davranış değişikliği çalışmaları etkili olabilirken, başka biri için düşünce kalıplarını incelemek veya ilişkisel sorunlara odaklanmak daha anlamlı olabilir.
Çünkü herkesin zihinsel dünyası farklı bir haritaya sahiptir.
Aynı şehirde yaşayan insanların bile farklı yollar kullanması gibi, aynı sorunu yaşayan iki kişinin de aynı terapi yoluna ihtiyacı olmayabilir.
Kendimize Sormamız Gereken Sorular
Belki de multimodal terapinin en değerli taraflarından biri şu soruyu sordurmasıdır:
“Benim yaşadığım problem gerçekten sadece bir problem mi, yoksa hayatımın birçok alanında yankılanan bir mesaj mı?”
Sürekli yoruluyorsak sadece çalışma düzenimize mi bakmalıyız?
İlişkilerimizde aynı döngüleri yaşıyorsak sadece karşımızdaki insanları mı suçlamalıyız?
Kendimize yönelik sert eleştirilerimiz varsa gerçekten daha iyi olmamızı mı sağlıyor, yoksa bizi tüketiyor mu?
Bu soruların kesin cevapları olmayabilir. Ancak bazen doğru soru, değişimin ilk adımıdır.
Sonuç: İnsan Bir Yapboz, Tek Parçadan Büyük Resim Çıkmaz
Multimodal terapi bize önemli bir şeyi hatırlatır: İnsan sadece düşüncelerinden ibaret değildir. Sadece duygularından, geçmişinden veya davranışlarından da oluşmaz.
Bizler bütün parçalarımızla varız.
Bazen güçlü görünen tarafımızın arkasında yorgun bir yanımız vardır. Bazen çözüm üretme becerimizin yanında anlaşılma ihtiyacımız bulunur. Bazen başkalarını anlamakta çok başarılıyken kendimizi dinlemeyi unutabiliriz.
İşte multimodal terapi, insanın bütün bu parçalarına aynı anda bakmaya çalışan bir yaklaşım sunar.
Belki de asıl soru şudur:
Kendimizi gerçekten tanımaya çalışırken neden sadece bir tarafımızla tanışalım ki?
Sonuçta insan dediğimiz şey tek bir hikâye değil; birçok bölümden oluşan, sürekli gelişen, bazen komik, bazen karmaşık ama her zaman keşfedilmeye değer bir kitaptır.
Geçenlerde kendimi şöyle bir düşünürken yakaladım: İnsan beyni gerçekten de dünyanın en karmaşık cihazı olabilir. Bir telefonun ayarlarını yapmak için bile bazen üç saat uğraşıyoruz, ama kendi iç dünyamızın “ayarlar menüsü”ne gelince “Ben böyleyim” deyip geçiyoruz. Oysa insan dediğimiz varlık; biraz duygu, biraz düşünce, biraz alışkanlık, biraz geçmiş deneyim, biraz da “neden bunu yaptım şimdi?” sorusundan oluşan dev bir karışım.
Tam da burada multimodal terapi devreye giriyor. Çünkü bu yaklaşım insana tek bir pencereden bakmıyor. “Sorunun düşüncelerin, hadi onları değiştirelim” demekle yetinmiyor ya da “Sadece geçmişe bakalım, çocukluk anılarını inceleyelim” diyerek bütün hikâyeyi tek bir bölüme sıkıştırmıyor. İnsan hayatının bir film olduğunu ve bu filmin tek sahneden ibaret olmadığını kabul ediyor.
Bazen insanın problemi kafasının içinde dönen düşünceler değildir; bazen uykusuzluk, bazen ilişkiler, bazen bedensel gerginlik, bazen de yıllardır taşınan bir korkudur. Multimodal terapi, işte bu farklı parçaları aynı masaya oturtmaya çalışır. Vikipedi+1
İnsanı Tek Bir Etiketle Açıklamaya Çalışmayan Yaklaşım
Psikolojide bazen insanları tek bir kelimeyle tanımlama eğilimi olur: “Kaygılı”, “mükemmeliyetçi”, “içe dönük”, “öfkelı”… Fakat gerçek hayatta hiçbirimiz sadece bir sıfattan ibaret değiliz.
Sabah toplantısında oldukça kontrollü davranan bir kişi, akşam evde sevdiği bir insanla tartışırken bambaşka biri olabilir. Kalabalık içinde çok sosyal görünen biri, kendi odasında yoğun yalnızlık hissedebilir. Başarılı bir iş insanı, kendi değerini sorgulayan düşüncelerle mücadele edebilir.
Multimodal terapi, psikolog Arnold Lazarus tarafından geliştirilen ve insanı farklı boyutlarıyla değerlendiren bir terapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda kişinin yedi temel alanı incelenir. Bunlar BASIC I.D. olarak bilinir:
B – Behavior (Davranış): Kişi ne yapıyor? Hangi alışkanlıkları var? Hangi davranışlar hayatını zorlaştırıyor?
A – Affect (Duygu): Hangi duyguları yaşıyor? Öfke, korku, üzüntü veya suçluluk nasıl ortaya çıkıyor?
S – Sensation (Duyum): Bedende neler oluyor? Kalp çarpıntısı, kas gerginliği, yorgunluk gibi fiziksel deneyimler var mı?
I – Imagery (İmgeleme): Zihninde hangi görüntüler veya senaryolar dönüyor?
C – Cognition (Biliş): Kendisi, çevresi ve geleceği hakkında hangi düşüncelere sahip?
I – Interpersonal (Kişilerarası ilişkiler): İnsanlarla ilişkileri nasıl ilerliyor?
D – Drugs/Biology (Biyoloji): Bedensel durumlar, ilaç kullanımı veya biyolojik faktörler yaşamını nasıl etkiliyor?
Bu bakış açısı aslında şunu söyler: “Bir insanın sorununu anlamak istiyorsan, sadece söylediği cümleye değil, bütün hikâyesine bak.” DergiPark
Erkekler Çözüm Ararken, Kadınlar Bağ Kurarken mi? Bu Kadar Basit Değil
Toplumda sıkça duyduğumuz bir klişe vardır: Erkekler çözüm odaklıdır, kadınlar ise daha duygusal ve ilişki odaklıdır. Bu cümle bazen günlük sohbetlerde eğlenceli örneklerle kullanılsa da gerçek insanlar bundan çok daha karmaşıktır.
Multimodal terapi açısından bakıldığında önemli olan kişinin cinsiyeti değil, problemi nasıl yaşadığıdır.
Örneğin Ahmet isimli bir danışanı düşünelim. Ahmet yıllardır yoğun stres yaşayan bir mühendis olsun. Sorunlarını çözmek için sürekli listeler hazırlıyor, plan yapıyor, alternatif yollar düşünüyor. Onun güçlü tarafı stratejik düşünme becerisi olabilir. Ancak bazen hayatı bir proje yönetim tablosuna çevirdiğini fark etmeyebilir. Duygularını “çözülmesi gereken hata kodları” gibi görmeye başlayabilir.
Ayşe ise insan ilişkilerinde çok başarılı bir öğretmen olsun. Arkadaşlarının sorunlarını dinliyor, herkesin duygusunu anlamaya çalışıyor. Bu empati gücü onun büyük avantajıdır. Fakat bazen kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atıp herkesin yükünü taşıdığını fark etmeyebilir.
Buradaki mesele “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” değildir. Mesele, insanın sahip olduğu güçlü yönlerin bazen aşırı kullanıldığında zorluğa dönüşebilmesidir.
Plan yapmak harikadır ama hayat her zaman Excel tablosuna uymaz. Empati harikadır ama insan kendisini tamamen unutursa içsel yorgunluk yaşayabilir.
Multimodal terapi tam olarak bu dengeyi arar.
Bir Terapi Seansı Nasıl Bir Şeye Benzeyebilir?
Bir multimodal terapi sürecini hayal edelim.
Danışan:
“Son zamanlarda sürekli kaygılıyım.”
Klasik bir yaklaşım burada farklı yollar izleyebilir. Multimodal yaklaşım ise daha geniş sorular sorabilir:
“Kaygı geldiğinde ne yapıyorsunuz?”
“Vücudunuzda nerede hissediyorsunuz?”
“Aklınızdan hangi düşünceler geçiyor?”
“Bu durum ilişkilerinizi nasıl etkiliyor?”
“Geçmişte benzer bir his yaşadınız mı?”
“Bu kaygıyı bir görüntü olarak hayal etseniz nasıl görünürdü?”
Yani kaygı sadece zihinsel bir olay olarak değil; davranış, duygu, beden, düşünce ve ilişkiler bütünü olarak ele alınır.
Mesela biri sürekli başarısız olmaktan korkuyorsa mesele sadece “olumsuz düşünce” olmayabilir. Belki çocukluğunda sürekli eleştirilmiştir. Belki bedeni stres altında alarm vermektedir. Belki insanlarla yakın ilişkiler kurarken reddedilmekten korkmaktadır.
Tek bir kapıyı açmak bazen bütün evi göstermez.
Multimodal Terapinin En Eğlenceli Tarafı: İçimizdeki Kalabalık Ekip
Bazen insan kendi içinde küçük bir ekip toplantısı yaşıyor gibidir.
Bir yanımız:
“Bugün erken yatmalıyız.”
Diğer yanımız:
“Bir bölüm daha dizi izleyelim.”
Başka bir yanımız:
“Hayır, artık hayatımızı düzene sokmalıyız.”
Ve içimizdeki küçük isyancı:
“Önce kahve içelim, sonra düşünürüz.”
Multimodal terapi aslında bu iç ekip üyelerinin hepsini dinlemeye çalışır. Çünkü insanın bir parçasını susturmak yerine onu anlamak çoğu zaman daha kalıcı değişimler sağlar.
Duygular düşman değildir. Davranışlar da rastgele ortaya çıkmaz. Çoğu zaman kişinin yaptığı şeylerin arkasında bir ihtiyaç, bir korku veya öğrenilmiş bir yöntem vardır.
Hangi Durumlarda Kullanılabilir?
Multimodal terapi; kaygı, depresif duygular, stres, ilişki problemleri, davranış değişikliği gerektiren durumlar ve kişinin kendisini daha iyi anlamak istediği süreçlerde kullanılabilir. Yaklaşımın önemli özelliği, tek bir tekniğe bağlı kalmak yerine kişinin ihtiyacına göre farklı yöntemleri bir araya getirmesidir. Verywell Mind+1
Örneğin bir kişi için davranış değişikliği çalışmaları etkili olabilirken, başka biri için düşünce kalıplarını incelemek veya ilişkisel sorunlara odaklanmak daha anlamlı olabilir.
Çünkü herkesin zihinsel dünyası farklı bir haritaya sahiptir.
Aynı şehirde yaşayan insanların bile farklı yollar kullanması gibi, aynı sorunu yaşayan iki kişinin de aynı terapi yoluna ihtiyacı olmayabilir.
Kendimize Sormamız Gereken Sorular
Belki de multimodal terapinin en değerli taraflarından biri şu soruyu sordurmasıdır:
“Benim yaşadığım problem gerçekten sadece bir problem mi, yoksa hayatımın birçok alanında yankılanan bir mesaj mı?”
Sürekli yoruluyorsak sadece çalışma düzenimize mi bakmalıyız?
İlişkilerimizde aynı döngüleri yaşıyorsak sadece karşımızdaki insanları mı suçlamalıyız?
Kendimize yönelik sert eleştirilerimiz varsa gerçekten daha iyi olmamızı mı sağlıyor, yoksa bizi tüketiyor mu?
Bu soruların kesin cevapları olmayabilir. Ancak bazen doğru soru, değişimin ilk adımıdır.
Sonuç: İnsan Bir Yapboz, Tek Parçadan Büyük Resim Çıkmaz
Multimodal terapi bize önemli bir şeyi hatırlatır: İnsan sadece düşüncelerinden ibaret değildir. Sadece duygularından, geçmişinden veya davranışlarından da oluşmaz.
Bizler bütün parçalarımızla varız.
Bazen güçlü görünen tarafımızın arkasında yorgun bir yanımız vardır. Bazen çözüm üretme becerimizin yanında anlaşılma ihtiyacımız bulunur. Bazen başkalarını anlamakta çok başarılıyken kendimizi dinlemeyi unutabiliriz.
İşte multimodal terapi, insanın bütün bu parçalarına aynı anda bakmaya çalışan bir yaklaşım sunar.
Belki de asıl soru şudur:
Kendimizi gerçekten tanımaya çalışırken neden sadece bir tarafımızla tanışalım ki?
Sonuçta insan dediğimiz şey tek bir hikâye değil; birçok bölümden oluşan, sürekli gelişen, bazen komik, bazen karmaşık ama her zaman keşfedilmeye değer bir kitaptır.