[color=]Trakyaca “Aptal” Ne Demek? Bir Kahve Masasında Başlayan Hikâye[/color]
Geçen yaz Trakya’da bir köy kahvesinde otururken, hiç beklemediğim bir kelime yüzünden bütün masa birbirine girdi desem yeridir. Aslında ortada kavga falan yoktu; mesele tamamen bir kelimenin anlamıydı. Yan masadaki iki kişi konuşurken biri diğerine gülerek “Ula aptal mısın sen?” dedi. Ben de ister istemez kulak kabarttım. Çünkü aynı kelimeyi İstanbul’da da duyuyordum ama buradaki söyleyiş biçiminde başka bir hava vardı.
Tam o sırada yanımda oturan yaşlı bir amca bana dönüp:
“Sen bunu yanlış anladın galiba,” dedi.
“Nasıl yani?” diye sordum.
“Bizim buralarda her ‘aptal’ aynı aptal değildir.”
İşte hikâye tam burada başladı.
[color=]“Aptal” Kelimesi Gerçekten Ne Anlama Geliyor?[/color]
Öncelikle önemli bir ayrımı yapmak gerekiyor: “aptal” Türkçenin standart söz varlığında bulunan bir kelimedir ve yalnızca Trakya’ya özgü değildir. Genel kullanımda aklı yeterince kullanmayan, düşüncesizce davranan kişi anlamlarında kullanılabilir. Ancak Trakya ağızlarında kelimelerin anlamı, tonlaması, söyleniş biçimi ve konuşma ortamı çoğu zaman standart Türkçedeki karşılığından daha farklı bir sosyal anlam kazanabilir.
Yani bir Trakyalının “aptal” demesiyle bunu İstanbul Türkçesindeki sert bir hakaret olarak algılamak her zaman doğru olmayabilir.
Özellikle arkadaş ortamında, aile içinde veya birbirini iyi tanıyan insanlar arasında kelime takılma, şakalaşma, şaşkınlık ya da hafif sitem amacıyla söylenebilir.
Benim o kahvedeki ilk yanılgım da buydu.
Masadaki gençlerden biri arkadaşına:
“Sen de aptalsın be oğlum, onu oraya niye koydun?”
dedi.
Ben içimden “Biraz ağır konuştu,” diye düşündüm.
O sırada amca güldü.
“Bak şimdi kavga çıkacak sanıyorsun,” dedi.
Gerçekten de çıkmadı.
İki genç birkaç saniye sonra gülmeye başladı.
Çünkü kelimenin taşıdığı anlamı sadece sözlükten değil, ilişkiden ve ses tonundan okumak gerekiyordu.
[color=]Bir Kelimenin Anlamını Sözlük Değil, Bazen İnsanlar Belirler[/color]
Burada ilginç olan nokta şu: Dil yalnızca kelimelerden oluşmuyor. Aynı kelime farklı bölgelerde farklı duygular taşıyabiliyor.
“Canım benim” sözü bile bazen sevgi, bazen alay, bazen de kızgınlık ifade edebiliyor.
“Aptal” da benzer biçimde kullanılabiliyor.
Bir insan bunu öfkeyle söylediğinde hakaret olabilir.
Çok yakın bir arkadaş bunu gülerek söylediğinde ise “Ne yaptın sen ya?” anlamına yaklaşabilir.
Trakya’nın özellikle köy ve kasaba kültürlerinde insanların birbirleriyle doğrudan konuşması, mizahın gündelik iletişimde güçlü olması ve yakın sosyal ilişkiler bu tür kullanımların daha belirgin hale gelmesine yol açabiliyor.
Ama burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var:
“Trakyaca” diye bütün Trakya’da herkesin aynı şekilde konuştuğu tek bir dil veya tek bir sözlük yoktur.
Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve çevresindeki yerel konuşma biçimleri kendi içinde farklılık gösterebilir. Ayrıca Balkanlardan gelen göçlerin oluşturduğu kültürel çeşitlilik de bölgenin dilini etkilemiştir.
Dolayısıyla “Trakyaca aptal kesin olarak şu demektir” şeklinde tek cümlelik bir cevap vermek bilimsel açıdan fazla iddialı olur.
[color=]Kahvede İkinci Perde: “Aptal” mı, “Saf” mı?[/color]
Kahvedeki sohbet ilerledikçe konu ilginç bir yere geldi.
Masada bulunanlardan biri, üniversitede dilbilim okuyan genç bir kadındı. Adı Elif’ti.
Elif:
“Bence burada kelimeden çok niyet önemli,” dedi.
Yanındaki Mehmet ise daha pratik düşünüyordu:
“Tamam da niyet önemli ama kelimeyi bilmeyen biri ne yapacak? Adam hakaret edildiğini sanabilir.”
İkisi de haklıydı.
Mehmet meseleyi çözmeye çalışıyordu: İnsan yanlış anlaşılmayı nasıl önler?
Elif ise insanların neden aynı kelimeyi farklı algıladığını anlamaya çalışıyordu.
Bu konuşma bana şunu düşündürdü: İletişimde yalnızca “ne söylendiği” değil, “kim söyledi, kime söyledi, hangi ortamda söyledi ve nasıl söyledi” soruları da önemli.
Burada kadın ve erkek iletişim tarzlarını keskin kalıplara sokmak doğru olmaz. Fakat o masadaki iki farklı yaklaşım güzel bir örnekti. Mehmet meseleyi çözmeye, yanlış anlaşılmayı ortadan kaldıracak net bir açıklama bulmaya odaklanırken Elif insanların duygusal bağlarını, geçmiş ilişkilerini ve kelimenin karşı tarafta oluşturduğu etkiyi hesaba katıyordu.
İkisi birleştiğinde ise daha sağlam bir sonuç ortaya çıktı:
Kelimenin anlamını anlamak için hem mantıksal bağlama hem de sosyal bağlama bakmak gerekiyordu.
Bence asıl mesele de burada.
[color=]Trakya’da Dil Neden Bu Kadar Renkli?[/color]
Trakya’nın tarihine biraz baktığımızda bu dil çeşitliliğinin şaşırtıcı olmadığı görülüyor.
Bölge yüzyıllar boyunca farklı toplulukların, göçlerin ve kültürlerin kesişme alanlarından biri oldu. Osmanlı döneminde Balkan coğrafyasıyla yoğun ilişkiler yaşandı. Daha sonra Balkanlardan Anadolu’ya ve Trakya’ya gerçekleşen göçler, bölgenin kültürel yapısını önemli ölçüde etkiledi.
Mübadele, Balkan göçleri ve farklı yerleşimlerden gelen ailelerin bir araya gelmesi yalnızca yemekleri, düğünleri ve aile geleneklerini değil, gündelik konuşma biçimlerini de etkiledi.
Bir kahvede duyduğunuz tek bir kelime, bazen yüzyıllık bir kültürel hareketliliğin küçük bir izi olabilir.
Bu yüzden yerel ağızlara “bozulmuş Türkçe” gibi bakmak bana hep yanlış gelmiştir.
Ağızlar bozuk dil değildir.
Onlar dilin yaşayan biçimleridir.
Standart Türkçe eğitim, resmî yazışma ve ortak iletişim açısından önemlidir. Ancak yerel ağızlar da insanların nereden geldiğini, kimlerle temas ettiğini ve geçmişte nasıl bir sosyal çevrede yaşadığını gösteren kültürel belgeler gibidir.
[color=]“Aptal” Kelimesinin Arkasındaki Sosyal Mesafe[/color]
Hikâyenin en ilginç kısmı ise ertesi gün yaşandı.
Köyde yaşlı bir kadınla sohbet ederken kahvedeki konuşmayı anlattım.
Kadın bir süre düşündü ve:
“Biz bazen birbirimize ağır laf ederiz ama birbirimizi de biliriz,” dedi.
Sonra ekledi:
“Dışarıdan biri aynı lafı ederse mesele değişir.”
Bu cümle aslında bütün konuyu özetliyordu.
Bir kelimenin anlamı yalnızca sözlük anlamından ibaret değil. Sosyal mesafe, kelimenin algısını değiştirebilir.
Çok yakın olduğunuz birinin şakayla söylediği “aptal” sözü gülümsetebilir.
Tanımadığınız birinin aynı kelimeyi küçümseyici biçimde kullanması ise doğrudan hakaret olarak algılanabilir.
Bu durum Trakya’ya özgü de değil. Türkiye’nin birçok yöresinde benzer iletişim biçimleri bulunuyor.
Dolayısıyla “Trakyaca aptal ne demek?” sorusunun en doğru cevaplarından biri şöyle kurulabilir:
Kelime temel olarak “aptal, düşüncesiz, akılsız” anlam alanını taşır; ancak Trakya’daki gündelik konuşmalarda bağlama ve söyleyiş biçimine göre şakalaşma, takılma veya hafif sitem amacıyla da kullanılabilir.
[color=]Peki Gerçekten Hakaret mi, Şaka mı?[/color]
Burada küçük bir test yapabiliriz.
Bir Trakyalı size:
“Ula sen de aptalsın be!”
dedi.
Hemen alınmalı mısınız?
Bence hayır.
Önce tonuna ve bağlama bakın.
Gülüyor mu?
Sizi tanıyor mu?
Aranızda şakalaşma kültürü var mı?
Söyledikten sonra sohbet normal şekilde devam ediyor mu?
Bunların hepsi anlamı değiştirir.
Fakat kişi bunu küçümseyici, aşağılayıcı veya öfkeli biçimde söylüyorsa “yerel ağız” bahanesiyle hakareti normalleştirmek de doğru değildir.
Yerel söyleyiş biçimlerini öğrenmek, insanlara her türlü sözü söyleme hakkı vermez.
Bu ayrımı özellikle yapmak gerekiyor.
[color=]Bir Kelimeyle Trakya’yı Anlamak[/color]
Kahveden ayrılırken amcaya son kez sordum:
“Peki sizce ‘aptal’ ne demek?”
Gülümsedi.
“Bazen aptal demektir.”
“Bazen?”
“Bazen de ‘ulan sen ne yaptın şimdi’ demektir.”
Güldüm.
Sonra ciddi bir ifadeyle:
“Ama kimin söylediğine bakacaksın,” dedi.
Yolda yürürken bu cümleyi düşündüm.
Belki de yerel ağızların en güzel tarafı buydu. Bir kelimeyi yalnızca sözlükte aramıyordunuz. İnsanların ilişkilerine, geçmişine, mizahına ve birbirleriyle kurdukları bağlara bakmanız gerekiyordu.
Trakya’da “aptal” kelimesini duyduğunuzda bunu otomatik olarak ağır bir hakaret kabul etmek doğru olmayabilir. Ancak her kullanımın şaka olduğunu varsaymak da aynı derecede yanlış olur.
Dil biraz da insanları dinleme sanatıdır.
Ve belki de bir dahaki sefere Trakya’da bir kahvede bu kelimeyi duyduğunuzda, hemen alınmak yerine önce etrafa bakmanız gerekir.
Kim söyledi?
Kime söyledi?
Nasıl söyledi?
Ve en önemlisi…
Söyledikten sonra herkes neden gülüyor?
Çünkü bazen bir kelimenin gerçek anlamı, sözlükte değil, masanın etrafında oturan insanların yüz ifadelerinde saklıdır.
[color=]Kaynak ve Güvenilirlik Notu[/color]
Yerel ağızlarla ilgili değerlendirmelerde tek bir kelimeyi bütün Trakya’ya mal etmemek gerekir. Türkiye Türkçesinin ağızları üzerine akademik çalışmalar, bölgesel konuşmaların kendi içinde önemli farklılıklar taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle burada verilen açıklama, “aptal” kelimesinin standart Türkçedeki anlamı ile Trakya’daki olası gündelik kullanım bağlamlarını ayırmaya yöneliktir.
Konu hakkında daha güvenilir karşılaştırmalar yapmak isteyenler için Türk Dil Kurumunun sözlük ve ağız çalışmaları, ayrıca Türkiye’deki bölgesel ağızlar üzerine hazırlanmış akademik çalışmalar iyi başlangıç noktalarıdır.
Siz hiç Trakya’da “aptal” kelimesini farklı bir anlamda duydunuz mu? Birinin size söylediği bu kelime şaka mıydı, yoksa gerçekten hakaret miydi? Özellikle Edirne, Tekirdağ, Kırklareli veya Balkan göçmeni ailelerde kullanılan farklı biçimler varsa paylaşmanız, kelimenin bölgeden bölgeye nasıl değiştiğini anlamak açısından oldukça ilginç olabilir.
Geçen yaz Trakya’da bir köy kahvesinde otururken, hiç beklemediğim bir kelime yüzünden bütün masa birbirine girdi desem yeridir. Aslında ortada kavga falan yoktu; mesele tamamen bir kelimenin anlamıydı. Yan masadaki iki kişi konuşurken biri diğerine gülerek “Ula aptal mısın sen?” dedi. Ben de ister istemez kulak kabarttım. Çünkü aynı kelimeyi İstanbul’da da duyuyordum ama buradaki söyleyiş biçiminde başka bir hava vardı.
Tam o sırada yanımda oturan yaşlı bir amca bana dönüp:
“Sen bunu yanlış anladın galiba,” dedi.
“Nasıl yani?” diye sordum.
“Bizim buralarda her ‘aptal’ aynı aptal değildir.”
İşte hikâye tam burada başladı.
[color=]“Aptal” Kelimesi Gerçekten Ne Anlama Geliyor?[/color]
Öncelikle önemli bir ayrımı yapmak gerekiyor: “aptal” Türkçenin standart söz varlığında bulunan bir kelimedir ve yalnızca Trakya’ya özgü değildir. Genel kullanımda aklı yeterince kullanmayan, düşüncesizce davranan kişi anlamlarında kullanılabilir. Ancak Trakya ağızlarında kelimelerin anlamı, tonlaması, söyleniş biçimi ve konuşma ortamı çoğu zaman standart Türkçedeki karşılığından daha farklı bir sosyal anlam kazanabilir.
Yani bir Trakyalının “aptal” demesiyle bunu İstanbul Türkçesindeki sert bir hakaret olarak algılamak her zaman doğru olmayabilir.
Özellikle arkadaş ortamında, aile içinde veya birbirini iyi tanıyan insanlar arasında kelime takılma, şakalaşma, şaşkınlık ya da hafif sitem amacıyla söylenebilir.
Benim o kahvedeki ilk yanılgım da buydu.
Masadaki gençlerden biri arkadaşına:
“Sen de aptalsın be oğlum, onu oraya niye koydun?”
dedi.
Ben içimden “Biraz ağır konuştu,” diye düşündüm.
O sırada amca güldü.
“Bak şimdi kavga çıkacak sanıyorsun,” dedi.
Gerçekten de çıkmadı.
İki genç birkaç saniye sonra gülmeye başladı.
Çünkü kelimenin taşıdığı anlamı sadece sözlükten değil, ilişkiden ve ses tonundan okumak gerekiyordu.
[color=]Bir Kelimenin Anlamını Sözlük Değil, Bazen İnsanlar Belirler[/color]
Burada ilginç olan nokta şu: Dil yalnızca kelimelerden oluşmuyor. Aynı kelime farklı bölgelerde farklı duygular taşıyabiliyor.
“Canım benim” sözü bile bazen sevgi, bazen alay, bazen de kızgınlık ifade edebiliyor.
“Aptal” da benzer biçimde kullanılabiliyor.
Bir insan bunu öfkeyle söylediğinde hakaret olabilir.
Çok yakın bir arkadaş bunu gülerek söylediğinde ise “Ne yaptın sen ya?” anlamına yaklaşabilir.
Trakya’nın özellikle köy ve kasaba kültürlerinde insanların birbirleriyle doğrudan konuşması, mizahın gündelik iletişimde güçlü olması ve yakın sosyal ilişkiler bu tür kullanımların daha belirgin hale gelmesine yol açabiliyor.
Ama burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var:
“Trakyaca” diye bütün Trakya’da herkesin aynı şekilde konuştuğu tek bir dil veya tek bir sözlük yoktur.
Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve çevresindeki yerel konuşma biçimleri kendi içinde farklılık gösterebilir. Ayrıca Balkanlardan gelen göçlerin oluşturduğu kültürel çeşitlilik de bölgenin dilini etkilemiştir.
Dolayısıyla “Trakyaca aptal kesin olarak şu demektir” şeklinde tek cümlelik bir cevap vermek bilimsel açıdan fazla iddialı olur.
[color=]Kahvede İkinci Perde: “Aptal” mı, “Saf” mı?[/color]
Kahvedeki sohbet ilerledikçe konu ilginç bir yere geldi.
Masada bulunanlardan biri, üniversitede dilbilim okuyan genç bir kadındı. Adı Elif’ti.
Elif:
“Bence burada kelimeden çok niyet önemli,” dedi.
Yanındaki Mehmet ise daha pratik düşünüyordu:
“Tamam da niyet önemli ama kelimeyi bilmeyen biri ne yapacak? Adam hakaret edildiğini sanabilir.”
İkisi de haklıydı.
Mehmet meseleyi çözmeye çalışıyordu: İnsan yanlış anlaşılmayı nasıl önler?
Elif ise insanların neden aynı kelimeyi farklı algıladığını anlamaya çalışıyordu.
Bu konuşma bana şunu düşündürdü: İletişimde yalnızca “ne söylendiği” değil, “kim söyledi, kime söyledi, hangi ortamda söyledi ve nasıl söyledi” soruları da önemli.
Burada kadın ve erkek iletişim tarzlarını keskin kalıplara sokmak doğru olmaz. Fakat o masadaki iki farklı yaklaşım güzel bir örnekti. Mehmet meseleyi çözmeye, yanlış anlaşılmayı ortadan kaldıracak net bir açıklama bulmaya odaklanırken Elif insanların duygusal bağlarını, geçmiş ilişkilerini ve kelimenin karşı tarafta oluşturduğu etkiyi hesaba katıyordu.
İkisi birleştiğinde ise daha sağlam bir sonuç ortaya çıktı:
Kelimenin anlamını anlamak için hem mantıksal bağlama hem de sosyal bağlama bakmak gerekiyordu.
Bence asıl mesele de burada.
[color=]Trakya’da Dil Neden Bu Kadar Renkli?[/color]
Trakya’nın tarihine biraz baktığımızda bu dil çeşitliliğinin şaşırtıcı olmadığı görülüyor.
Bölge yüzyıllar boyunca farklı toplulukların, göçlerin ve kültürlerin kesişme alanlarından biri oldu. Osmanlı döneminde Balkan coğrafyasıyla yoğun ilişkiler yaşandı. Daha sonra Balkanlardan Anadolu’ya ve Trakya’ya gerçekleşen göçler, bölgenin kültürel yapısını önemli ölçüde etkiledi.
Mübadele, Balkan göçleri ve farklı yerleşimlerden gelen ailelerin bir araya gelmesi yalnızca yemekleri, düğünleri ve aile geleneklerini değil, gündelik konuşma biçimlerini de etkiledi.
Bir kahvede duyduğunuz tek bir kelime, bazen yüzyıllık bir kültürel hareketliliğin küçük bir izi olabilir.
Bu yüzden yerel ağızlara “bozulmuş Türkçe” gibi bakmak bana hep yanlış gelmiştir.
Ağızlar bozuk dil değildir.
Onlar dilin yaşayan biçimleridir.
Standart Türkçe eğitim, resmî yazışma ve ortak iletişim açısından önemlidir. Ancak yerel ağızlar da insanların nereden geldiğini, kimlerle temas ettiğini ve geçmişte nasıl bir sosyal çevrede yaşadığını gösteren kültürel belgeler gibidir.
[color=]“Aptal” Kelimesinin Arkasındaki Sosyal Mesafe[/color]
Hikâyenin en ilginç kısmı ise ertesi gün yaşandı.
Köyde yaşlı bir kadınla sohbet ederken kahvedeki konuşmayı anlattım.
Kadın bir süre düşündü ve:
“Biz bazen birbirimize ağır laf ederiz ama birbirimizi de biliriz,” dedi.
Sonra ekledi:
“Dışarıdan biri aynı lafı ederse mesele değişir.”
Bu cümle aslında bütün konuyu özetliyordu.
Bir kelimenin anlamı yalnızca sözlük anlamından ibaret değil. Sosyal mesafe, kelimenin algısını değiştirebilir.
Çok yakın olduğunuz birinin şakayla söylediği “aptal” sözü gülümsetebilir.
Tanımadığınız birinin aynı kelimeyi küçümseyici biçimde kullanması ise doğrudan hakaret olarak algılanabilir.
Bu durum Trakya’ya özgü de değil. Türkiye’nin birçok yöresinde benzer iletişim biçimleri bulunuyor.
Dolayısıyla “Trakyaca aptal ne demek?” sorusunun en doğru cevaplarından biri şöyle kurulabilir:
Kelime temel olarak “aptal, düşüncesiz, akılsız” anlam alanını taşır; ancak Trakya’daki gündelik konuşmalarda bağlama ve söyleyiş biçimine göre şakalaşma, takılma veya hafif sitem amacıyla da kullanılabilir.
[color=]Peki Gerçekten Hakaret mi, Şaka mı?[/color]
Burada küçük bir test yapabiliriz.
Bir Trakyalı size:
“Ula sen de aptalsın be!”
dedi.
Hemen alınmalı mısınız?
Bence hayır.
Önce tonuna ve bağlama bakın.
Gülüyor mu?
Sizi tanıyor mu?
Aranızda şakalaşma kültürü var mı?
Söyledikten sonra sohbet normal şekilde devam ediyor mu?
Bunların hepsi anlamı değiştirir.
Fakat kişi bunu küçümseyici, aşağılayıcı veya öfkeli biçimde söylüyorsa “yerel ağız” bahanesiyle hakareti normalleştirmek de doğru değildir.
Yerel söyleyiş biçimlerini öğrenmek, insanlara her türlü sözü söyleme hakkı vermez.
Bu ayrımı özellikle yapmak gerekiyor.
[color=]Bir Kelimeyle Trakya’yı Anlamak[/color]
Kahveden ayrılırken amcaya son kez sordum:
“Peki sizce ‘aptal’ ne demek?”
Gülümsedi.
“Bazen aptal demektir.”
“Bazen?”
“Bazen de ‘ulan sen ne yaptın şimdi’ demektir.”
Güldüm.
Sonra ciddi bir ifadeyle:
“Ama kimin söylediğine bakacaksın,” dedi.
Yolda yürürken bu cümleyi düşündüm.
Belki de yerel ağızların en güzel tarafı buydu. Bir kelimeyi yalnızca sözlükte aramıyordunuz. İnsanların ilişkilerine, geçmişine, mizahına ve birbirleriyle kurdukları bağlara bakmanız gerekiyordu.
Trakya’da “aptal” kelimesini duyduğunuzda bunu otomatik olarak ağır bir hakaret kabul etmek doğru olmayabilir. Ancak her kullanımın şaka olduğunu varsaymak da aynı derecede yanlış olur.
Dil biraz da insanları dinleme sanatıdır.
Ve belki de bir dahaki sefere Trakya’da bir kahvede bu kelimeyi duyduğunuzda, hemen alınmak yerine önce etrafa bakmanız gerekir.
Kim söyledi?
Kime söyledi?
Nasıl söyledi?
Ve en önemlisi…
Söyledikten sonra herkes neden gülüyor?
Çünkü bazen bir kelimenin gerçek anlamı, sözlükte değil, masanın etrafında oturan insanların yüz ifadelerinde saklıdır.
[color=]Kaynak ve Güvenilirlik Notu[/color]
Yerel ağızlarla ilgili değerlendirmelerde tek bir kelimeyi bütün Trakya’ya mal etmemek gerekir. Türkiye Türkçesinin ağızları üzerine akademik çalışmalar, bölgesel konuşmaların kendi içinde önemli farklılıklar taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle burada verilen açıklama, “aptal” kelimesinin standart Türkçedeki anlamı ile Trakya’daki olası gündelik kullanım bağlamlarını ayırmaya yöneliktir.
Konu hakkında daha güvenilir karşılaştırmalar yapmak isteyenler için Türk Dil Kurumunun sözlük ve ağız çalışmaları, ayrıca Türkiye’deki bölgesel ağızlar üzerine hazırlanmış akademik çalışmalar iyi başlangıç noktalarıdır.
Siz hiç Trakya’da “aptal” kelimesini farklı bir anlamda duydunuz mu? Birinin size söylediği bu kelime şaka mıydı, yoksa gerçekten hakaret miydi? Özellikle Edirne, Tekirdağ, Kırklareli veya Balkan göçmeni ailelerde kullanılan farklı biçimler varsa paylaşmanız, kelimenin bölgeden bölgeye nasıl değiştiğini anlamak açısından oldukça ilginç olabilir.