Kamus-ı Türkî özelliği nedir ?

Survivor

Active member
Kamus-ı Türkî’nin Gizemli Yüzü: Bir Başarı mı, Yoksa Tarihsel Bir Hata mı?

Bu yazıyı okuyanlar arasında "Kamus-ı Türkî"yi bir Türk dilinin mirası olarak kutsayanlar olduğu gibi, ona sadece bir arşiv değeri biçenler de olacaktır. Hepimiz, bu eserin Türk diline katkı sağladığını, bir dönemin Türkçe'sinin anlaşılmasına imkan tanıdığını biliyoruz. Ancak sorum şu: Gerçekten Kamus-ı Türkî, yalnızca bir dil kaydı olarak kalacak kadar değerli mi, yoksa o kadar kutsadığımız bu eser, Türk dilinin tarihsel evrimine dair yapılması gereken eleştirilerin önünde bir engel mi? Bu yazı, bu soruyu tartışmak üzere hazırlandı. Hepinizi cesurca düşünmeye davet ediyorum, çünkü Kamus-ı Türkî'yi yalnızca bir dil kaydından ibaret görüp geçmek, dilin bugüne etkisini küçümsemek anlamına gelir. Bu yazının provokatif olması gerektiği konusunda hemfikir olduğumuzu umuyorum.

Kamus-ı Türkî: Nedir ve Ne Olmuştur?

Kamus-ı Türkî, 19. yüzyılda Mahmud Kamil tarafından hazırlanan, dönemin Türk dilinin sözlüğüdür. Hem Osmanlı Türkçesinin hem de halk arasında kullanılan Türkçenin kelimelerine dair önemli veriler sunar. Dilin ne kadar derinlemesine işlendiğini, Osmanlı döneminde kültür ve edebiyatın nereye evrildiğini göstermesi bakımından önemli bir eser olarak kabul edilir. Ancak bu eser, o dönemin Türk dilini "saf" bir biçimde aktaran bir metin olarak okunursa, çok ciddi yanlış anlamalar doğurur.

Tarihi Bir Dil Sözlüğü mü, Yoksa Modern Türkçeye Engel mi?

Kamus-ı Türkî, kelime dağarcığını çok geniş bir biçimde ele almış olmasına rağmen, modern dilin ihtiyaçlarına ne kadar hizmet ettiğini tartışmak gerek. Esasında bu eser, dönemin elitleriyle halk arasındaki dil farkını gözler önüne sererken, günümüz Türkçesinin evrimini neredeyse tamamen göz ardı etmiştir. Modern Türkçenin "günümüz" şartlarında daha etkin bir biçimde gelişebilmesi için, dildeki saflaşmanın ve halkla birleşmenin ne kadar önemli olduğuna dair sorular sorulması gerekir. Kamus-ı Türkî, daha çok eski bir zamanın yansıması gibi duruyor ve bu noktada, dilin gelişmesine engel mi oluyor, yoksa yalnızca o dönemi aydınlatmaya mı hizmet ediyor? İşte esas mesele burada.

Günümüzde dil, halkın pratik ihtiyaçları doğrultusunda şekilleniyor. Kamus-ı Türkî’nin dil açısından sunduğu derinlik, bu ihtiyaçlara hitap etmiyor ve bir nevi geçmişin diline hapsolmuş bir zihinle karşımıza çıkıyor. Dönemin sarayda konuşulan yüksek Türkçesi ile halk arasında kullanılan dil arasındaki farkları betimlemek, elbette bir değer taşır. Ancak bu eseri günümüze uyarlamak, Türkçenin evrimini anlamak adına bize ne kadar fayda sağlar?

Erkek ve Kadın Perspektifinden Kamus-ı Türkî’yi Ele Almak

Bir diğer bakış açısı, erkeklerin ve kadınların dil algılarındaki farklılıklardır. Erkekler, genellikle stratejik ve problem çözme odaklı yaklaşımlar sergilerken, kadınlar daha empatik ve insan odaklı bir bakış açısına sahiptir. Kamus-ı Türkî’ye bu perspektiflerden yaklaşmak, çok farklı sonuçlar ortaya koyar.

Erkek perspektifinden bakıldığında, Kamus-ı Türkî bir dilin analitik ve sistematik bir kaydıdır. Dilin kuralları ve yapısı, erkeklerin daha mantıklı ve kategorik düşünme tarzlarına hitap eder. Kamus-ı Türkî’nin kelimeleri, cümle yapılarını detaylıca çözümleyerek, dilin arka planındaki mantığı anlamak isteyenler için paha biçilmez bir kaynaktır. Ancak kadınlar açısından bakıldığında, dilin içindeki duygu, anlam ve insan bağları çok daha önemlidir. Kamus-ı Türkî, bu insani bağları ne kadar aktarmakta başarılıdır? Bu noktada, Kamus-ı Türkî’nin ciddiyetle ele alınması gereken eksiklerinden biri, dilin yalnızca yapısal tarafına odaklanmasıdır. Bu da dilin canlı ve sosyal yönünü göz ardı etmesine neden olur.

Dolayısıyla, Kamus-ı Türkî’nin yalnızca dilin yapısını vermekle kalması, kadınların empatik bakış açısıyla dilin insan yönünü ele almayı ihmal etmesi, onu gerçek anlamda bütünsel bir dil kaynağı yapmaktan alıkoyar.

Kamus-ı Türkî’nin Zayıf Yönleri: Evrensel Bir Dil Arayışında Engel Mi?

Kamus-ı Türkî’nin en büyük zayıf yönlerinden biri, eserin sadece dönemin elitleri ve yüksek Türkçesi üzerinden şekillenmiş olmasıdır. Halk dilinin yanı sıra halk kültürünün de dildeki yeri önemliyken, Kamus-ı Türkî’nin sınırlı bir dil kullanımı sunması, eserin günümüzdeki Türkçenin evrimine katkı sağlamak bir yana, onu geriye çekmiştir. Birçok kelime, yalnızca Osmanlı toplumunun belli bir kesiminin kullandığı ve halk arasında yaygınlaşmayan kelimelerdir. Bu da, halkın dilindeki zenginliğin göz ardı edilmesine yol açar. Bu noktada Kamus-ı Türkî’nin halk diliyle olan bağının ne kadar zayıf olduğu önemli bir eleştiri konusudur.

Halk dilini yansıtmaktan uzak bir sözlük, dilin canlılığını ve sosyal bağlamdaki anlamını kaybettirir. Bu bakımdan Kamus-ı Türkî’nin çok katmanlı bir toplumun dilini doğru şekilde yansıtmak konusunda yetersiz kaldığı söylenebilir. Peki, Kamus-ı Türkî’nin dönemin dilini doğru ve kapsamlı şekilde yansıttığı savı, bugün hala geçerli midir? Gerçekten dilin yalnızca bir kısmını, o dönemdeki elit dilini alıp bugüne taşımak, Türkçenin evriminde katkı sağlamak adına yeterli olabilir mi?

Sonuç: Kamus-ı Türkî, Bir Adım mı Geride, Yoksa Tarihsel Bir Zenginlik Mi?

Kamus-ı Türkî, hem Türk dili hem de kültürü için bir hazine olmasına rağmen, dilin ilerleyişine, halkla bütünleşmesine engel teşkil eden bir yapıdadır. Bu eser, bizlere o dönemin elit dilini sunuyor ve bir bakıma Türkçenin zenginliğini bir dönemin sınırlı bağlamı içinde bırakıyor. Bugün hala halk dilinin önemli bir parçası olarak kabul edilmemesi, onun geçmişe dair önemli bir kayıt olmanın ötesine geçmesini engelliyor. Kamus-ı Türkî’nin bu denli övülmesi, sadece eskiyi yüceltme refleksi mi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Kamus-ı Türkî gerçekten dilin evrimine katkı sağlıyor mu, yoksa geçmişin ağırlığını bugüne taşıyarak dilin gelişimine bir engel mi oluşturuyor?
 
Üst